Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz Trabzonspor maçının ardından sadece maçı değil, liderliği de kaybetmiştik. Aslında ikinci yarı bir çok pozisyon yakalayıp, oyunu rakip kaleye yıkmamıza rağmen maalesef ikinci golü bulamayıp, kalemizde golü görmüştük.
Velhasıl geçtiğimiz hafta liderliği kaybetmiştik. Bu hafta Fenerbahçe'nin Eskişehirspor ile 1-1 berabere kalmasının ardından, bize yeniden liderlik şansı doğdu. Kendi sahanda Gaziantepspor ile oynuyorsun, sakat ve cezalı oyuncuların var fakat şampiyonluk açısından böyle bir maçı kazanman gerekir, şartlar ne olursa olsun.
Yukarıda yazılanlar sonucunda maç öncesi kadroya baktığımız zaman, son haftaların en formda oyuncusu Yasin'in yedek olduğunu gördük. Yerine de sezon başından beri formsuz olan Olcan'ın oynadığını görünce biraz kızdık tabi. Ben hala Hamzaoğlu'nun hatalı tercihler yaptığını düşünüyorum Gaziantepspor maçı kadrosunda.
Maçın ilk devresine baktığımızda kanatları kullanamayan, oyunu göbekten açmaya çalışıp, açamayan bir Galatasaray vardı. Kanatlardan bir kaç orta denemesi oldu fakat bunlarda kanımca çok cılız, pozisyona girebilecek ortalar değildi. Kanatta eksiklik yaşıyoruz, göbekten oyunu açamıyoruz. Durum böyleyken ikinci devrenin hemen başında değişiklik yapılacağını düşünürken, Umut ve Olcan'ın sahada olduğunu görünce sinirlerimiz bir kat daha arttı.
Selçuk ve Melo ortada, Emre Çolak forvet arkası, Bruma sağ ve Yasin sol tarafta başlasa, acaba skor daha farklı olur muydu, bence olurdu. Hamzaoğlu bu değişiklikleri 70'den sonra yapınca oyunu rakip yarı sahaya yıkmayı başardık. Ard arda pozisyonlar bulduk, kanatları daha etkili kullanmaya başladık ve sonunda beklediğimiz golü bulduk.
Daha farklı, daha rahat kazanabileceğimiz bir maçı zora sokup, boş yere stres yaşadığımızı düşünüyorum. Maçın başında yukarıda yazdığım hücum hattıyla çıksaydık eğer ilk yarıdan skoru tayin edebilirdik. Nitekim Gaziantepspor'un da zaten pek pozisyonu olmadı.
Tabi kazanmak ve yeniden liderlik koltuğuna oturmak önemli fakat dün oynadığımız 70 dakikalık futbolu oynadığımız sürece kazanmamız için şansımızın da yanımızda olması gerekiyor. Kalan maçlarımızda dünkü son 20 dakikalık futbolu oynamamız gerekir. Umarız Hamzaoğlu'da Olcan inadından vazgeçip, tekrar Yasin'i 11'e çeker.
Birbirinden önemli 6 final maçına çıkacağız. Aslında basit olan, kalan 6 maçı da kazanıp, rakiplerinin ne yaptığına bakmadan şampiyonluğa ulaşmak. İpler şu an bizim elimizde.
Biz yine de klasikten vazgeçmeyelim ve takımların kalan maçlarına bir göz atalım.
Galatasaray ( 61 Puan )
Akhisar Belediyespor ( D )
Torku Konyaspor
Mersin İdman Yurdu ( D )
Gençlerbirliği
Beşiktaş
Çaykur Rizespor ( D )
Fenerbahçe ( 60 Puan )
Balıkesirspor
Sivasspor ( D )
Kayseri Erciyesspor
Mersin İdman Yurdu ( D )
Başakşehir ( D )
Kasımpaşa
Beşiktaş ( 58 Puan )
Karabükspor
Trabzonspor ( D )
Gaziantepspor
Akhisar Belediyespor ( D )
Torku Konyaspor
Galatasaray ( D )
Gençlerbirliği
4.27.2015
2.17.2015
Maç Sonu: Galatasaray 3-1 Balıkesirspor / Rölantide Galibiyet
Mersin'den aldığımız acı haber, hepimizi çok derinden yaraladı. Maalesef henüz 20 yaşında ki Özgecan Aslan, vahşice öldürüldü. Cenazesinde annesinin söyledikleri, tabutunu sadece bayanların taşıması, gerçekten olayın geldiği noktayı bizlere çok iyi anlatıyordu. Allah rahmet eylesin, yapanların da cezasını tez zamanda bulması temennilerimizden başka söyleyecek bir şeyimiz yok maalesef.
Dün akşama dönecek olursak, yine iyi bir Galatasaray yoktu sahada. Eskişehirspor maçında kötü oynadığımızı dile getirmiştik. Dün akşam yine oynadığımız futbol bizi hiç tatmin etmedi. Özellikle ikinci yarı. Balıkesirspor'un 10 kişi kalmasına rağmen, rakibin üzerinde çok fazla baskı kuramadık. Bunun yanında hem kalemizde golü gördük, hem de bir çok pozisyon verdik. Açıkçası Semih Kaya'yı dün akşam savunma tandeminde biraz aradık.
İlk yarıda oynadığımız futbola bakarsak, gollerin ard arda gelmesi maçın kopma noktası oldu. Burak'ın uzun bir aradan sonra dönmesi ve gol atması, Burak için iyi bir moral oldu. Attığı gol de gerçekten çok şıktı. Keza Sneijder'in attığı gol de bir o kadar güzeldi. İkinci yarıda daha fazla pozisyon veya gol bulabilir miydik? Bence bulabilirdik fakat takım oyunu rölantiye alınca, ne gol bulabildik, ne de istediğimiz pozisyonları yakalayabildik. Neticede beklediğimiz oyunu oynamadan, 3 puanı alan taraf olduk. Aslında bu da hepsinden önemliydi.
Gelelim Beşiktaş - Bursaspor maçında Kerim Frei'ya verilen penaltı ve dün Yasin Öztekin'e yapılan müdahaleye. Kerim'e yapılan müdahale ile Yasin'e yapılan müdahale neredeyse aynı. Hatta Yasin daha hızlıyken, rakibin daha net bir müdahalesi var. Kerim'in pozisyonuna göre penaltı açısından daha avantajlı Yasin. Eğer Kerim'e penaltı veriliyorsa, Yasin'e de penaltı verilmesi gerekir. Dün Yasin'e penaltı verilmesi veya verilmemesi sonucu pek fazla değiştirmezdi ama Kerim'e verilen penaltı, Beşiktaş'ın 3 puan almasına sebep oldu. Hakemlerin bunlara biraz daha dikkat etmesi gerekir.
Puan durumuna baktığımız zaman, bu hafta değişen bir şey olmadı. Fenerbahçe deplasmanda Gaziantepspor'u, Beşiktaş kendi sahasında Bursaspor'u mağlup etti. Biz de Balıkesirspor'u Ali Sami Yen'de yenerek, tıpkı rakiplerimiz gibi haftayı 3 puanla kapatmış olduk.
Önümüzde ki hafta deplasmanda Sivasspor ile deplasmanda oynayacağız. Son haftalarda yükselişte olan bir takım Sivasspor. Özellikle Sergen Yalçın'ın gelmesiyle beraber iyi bir ivme yakaladılar. Zor bir karşılaşma olacak. Önümüzde ki günlerde de o maç ile ilgili analizleri ve yorumlarımızı bloğumuzdan yayınlayacağız.
Tekrarda görüşmek dileğiyle...
2.10.2015
Maç Sonu: Eskişehirspor 1-2 Galatasaray / Kötü Futbol, Önemli 3 Puan!
Maç önü yazımızda da belirtmiştik Eskişehir deplasmanlarının zor olduğunu. Dün buna bir kez daha şahit olduk.
Aslında kendi işimizi kendimiz zorlaştırdık. Dün o kadar kötü bir futbol oynadık ki Eskişehirspor çok fazla pozisyon buldu. Tabi Muslera'nın performansı, aldığımız galibiyetin adeta mimarı oldu. Dün Sneijder, Selçuk, Melo maçın içine bir türlü giremediler. Bu da bizim için büyük bir dezavantaj oldu. Selçuk'un gol dışında varlık gosterememesi, Sneijder'in de keza goller dışında maçın içinde olmaması, işimizi bir hayli zorlaştırdı.
Aslında maçta önemli pozisyonlarda bulduk. Umut'un ilk yarı ve ikinci yarıda yakaladığı pozisyonlarda vardı fakat maalesef değerlendiremedik.
Bir diğer konu ise Hamza Hamzaoğlu tıpkı Roberto Mancini döneminde olduğu gibi oyuncuların yerleriyle oynamaya başladı. Buna özellikle dün çok fazla şahit olduk. Sneijder sol açık başladı, Olcan'ın girmesiyle forvet arkasına geçti. Selçuk maça forvet arkası başlayıp, kendi mevkiisine döndü. Alex Telles'in çıkmasıyla defansta rotasyon değişti. Bunun gibi bir çok değişiklik oldu sahada. Umarım Mancini döneminde ki gibi ters bir etki yaratmaz bu. İlerleyen dönemlerde göreceğiz.
Velhasıl, rakibimizin puan kaybettiği bir haftada Eskişehir gibi zor bir deplasmanda kazanmak çok önemliydi. Böylece Eskişehir'de kazanamama serimize de son vermiş olduk. Haftaya da Balıkesirspor'u yendiğimiz takdirde lider olma şansımız var. Umarım o maçı da kazanıp liderliğe yükseliriz.
Unutmadan, dün beyaz forma ve beyaz şortun altına kırmızı konç giydi takımımız. Bu da ilginç bir kombinasyonun ortaya çıkmasını sağladı. Böyle farklı kombinasyonları umarım deplasmanlarda kullanmaya devam ederiz.
Bir başka yazımızda tekrardan görüşmek dileğiyle.
Aslında kendi işimizi kendimiz zorlaştırdık. Dün o kadar kötü bir futbol oynadık ki Eskişehirspor çok fazla pozisyon buldu. Tabi Muslera'nın performansı, aldığımız galibiyetin adeta mimarı oldu. Dün Sneijder, Selçuk, Melo maçın içine bir türlü giremediler. Bu da bizim için büyük bir dezavantaj oldu. Selçuk'un gol dışında varlık gosterememesi, Sneijder'in de keza goller dışında maçın içinde olmaması, işimizi bir hayli zorlaştırdı.
Aslında maçta önemli pozisyonlarda bulduk. Umut'un ilk yarı ve ikinci yarıda yakaladığı pozisyonlarda vardı fakat maalesef değerlendiremedik.
Bir diğer konu ise Hamza Hamzaoğlu tıpkı Roberto Mancini döneminde olduğu gibi oyuncuların yerleriyle oynamaya başladı. Buna özellikle dün çok fazla şahit olduk. Sneijder sol açık başladı, Olcan'ın girmesiyle forvet arkasına geçti. Selçuk maça forvet arkası başlayıp, kendi mevkiisine döndü. Alex Telles'in çıkmasıyla defansta rotasyon değişti. Bunun gibi bir çok değişiklik oldu sahada. Umarım Mancini döneminde ki gibi ters bir etki yaratmaz bu. İlerleyen dönemlerde göreceğiz.
Velhasıl, rakibimizin puan kaybettiği bir haftada Eskişehir gibi zor bir deplasmanda kazanmak çok önemliydi. Böylece Eskişehir'de kazanamama serimize de son vermiş olduk. Haftaya da Balıkesirspor'u yendiğimiz takdirde lider olma şansımız var. Umarım o maçı da kazanıp liderliğe yükseliriz.
Unutmadan, dün beyaz forma ve beyaz şortun altına kırmızı konç giydi takımımız. Bu da ilginç bir kombinasyonun ortaya çıkmasını sağladı. Böyle farklı kombinasyonları umarım deplasmanlarda kullanmaya devam ederiz.
Bir başka yazımızda tekrardan görüşmek dileğiyle.
2.08.2015
Twitter Hesabımız Hakkında
Hatırlarsanız geçtiğimiz sene twitter'da hesap açmıştık ve burada da duyurmuştuk. Dün itibariyle twitter'da da yeniden paylaşımlar yapmaya başladık.
Siz sevgili okurlarımızı, twitter hesabımıza da bekliyoruz.
https://twitter.com/CFOS_Blog
Siz sevgili okurlarımızı, twitter hesabımıza da bekliyoruz.
https://twitter.com/CFOS_Blog
Maça Doğru: Eskişehirspor - Galatasaray / Saldırın, Saldırın, Saldırın!
Fikstür açıklandığında derbiler dışında bakılan bazı deplasmanlar vardır. Bursa, Sivas ve Eskişehir. İşte biz de bu hafta Eskişehir deplasmanındayız. Yani zorluk derecesi yüksek olan maçlardan birisine gidiyoruz. Hafta güzel başladı, umarız böyle güzel devam eder.
Sonuçlar yukarıda da görüldüğü gibi pek iç açıcı değil. İnşallah yarın bu kötü seriyi bozup, yolumuza devam ederiz.
Son yıllarda oynanılan Eskişehirspor deplasmanlarına bakarsak, bizim için sonuçların çok iyi olmadığını söylemek yanlış olmaz. Sadece skor açısında değil, gol yollarında da problem yaşadığımızı görüyoruz.
İşte son yıllarda oynadığımız Eskişehir deplasmanları;
2014/2015 ZTK | Eskişehirspor 1-0 Galatasaray
2013/2014 STSL | Eskişehirspor 0-0 Galatasaray
2012/2013 STSL | Eskişehirspor 0-0 Galatasaray
2011/2012 STSL | Eskişehirspor 0-0 Galatasaray
2010/2011 STSL | Eskişehirspor 1-3 Galatasaray
2009/2010 STSL | Eskişehirspor 2-1 Galatasaray
Sonuçlar yukarıda da görüldüğü gibi pek iç açıcı değil. İnşallah yarın bu kötü seriyi bozup, yolumuza devam ederiz.
Bizim takıma baktığımızda, eksiklerin olduğunu görüyoruz. Sabri, Semih ve Burak'ın sakatlıkları var. Yazdığımız oyuncuların hepsinin ilk 11 oyuncusu olması bizim için büyük dezavantaj. Sakat oyuncularımızın durumu ile ilgili maalesef bir bilgimiz yok. Umarız Sabri, Semih ve Burak'da yarın sahada olurlar. Özellikle Hamza Hamzaoğlu dönemiyle beraber çıkışa geçen Burak Yılmaz'ın yarın sahada olması üçüncü bölgeyi son derece rahatlatacaktır.
Semih oynamazsa eğer Koray ve Chedjou'nun stoperde oynayacağını, Sabri'de oynamazsa Tarık Çamdal'ın sağ bekte oynayacağını düşünüyorum. Umarım maç saatine kadar sakatlarımızdan iyi haber alıp, diğer futbolcularımızdan herhangi bir sakatlık haberi almayız.
Çok fazla taktiksel konuşma ihtiyacı duymuyorum açıkçası. Bizler için çok önemli olan bir maçta, rakibimizin puan kaybettiği bir haftada kazanmak, son derece önemli. Hamza hoca ve takımın elinden geleni yapacağından hiç şüphemiz yok.
Bu arada şunu da hatırlatmadan geçmeyelim. Eskişehirspor'un aldığı tribün kapatma cezasından dolayı, Ediz Bahtiyaroğlu tribünü boş olacak. Kale arkası ve maraton tribününe sadece seyirci alınacak.
Taktiksel konulara çok fazla girmeden, rakibin puan kaybettiği haftada kazanacağımızdan şüphemiz yok. Başlıkta da göreceğiniz üzere; saldırın, saldırın, saldırın, dördüncü yıldız için saldırın!
7.08.2014
Yeniden
Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayız. Galatasaray'a karşı bir kırgınlığımız veya küskünlüğümüzden dolayı sizlerden ayrı kalmadık. Malum finaller ve bütler, tabi bunun yanında da iş güç konuları vardı.
Sizlerden bir dönem uzak kaldığımız için kusurumuza bakmayın, bir kaç gün içerisinde yeni teknik direktörümüz Prandelli hakkında bir şeyler yazacağız. Beklemede kalın.
Unutmadan, bugün itibariyle takımımız sezonu açtı. Oyuncularımız sağlık kontrolünden geçtiler. Şimdiden hayırlı olması dileğiyle.
Sizlerden bir dönem uzak kaldığımız için kusurumuza bakmayın, bir kaç gün içerisinde yeni teknik direktörümüz Prandelli hakkında bir şeyler yazacağız. Beklemede kalın.
Unutmadan, bugün itibariyle takımımız sezonu açtı. Oyuncularımız sağlık kontrolünden geçtiler. Şimdiden hayırlı olması dileğiyle.
4.16.2014
PassoLig Alma, Aldırma!
Hepimizin bildiği üzere Türk tribünleri için yeni bir yasa çıkıyor. Meşale yakmak, sahaya konfeti atmak, bazı stadyumlarda pankart asmak bile yasaktı. Tüm bu olanların üzerine son nokta olarak e-bilet, yani PassoLig yürürlüğe geçmiş bulunuyor.
Biz çok fazla bu saçma uygulama hakkında konuşmak istemiyoruz. Dileyenler http://www.passolig.com.tr/ adresinden detayları okuyabilirler.
Gelelim bu uygulamanın sonuçlarına. Öncelikle PassoLig'i olmayan hiç kimse artık maçlara giremeyecek. Kombine kartın olsa dahil, eğer bu PassoLig kartın yoksa maçlara giremiyorsunuz. Tribün içerisinde yaptığınız her hareket, yüzlerce kamera ile kayıt altına alınıyor. Tribün içerisinde onlara göre olumsuz bir hareket yaparsanız, bu PassoLig sayesinde hemen fişleniyorsunuz ve ceza yiyorsunuz. Cezada ne olabilir ki canım, öderiz 50 TL kurtuluruz diye düşünmeyin. Ödeyeceğiniz binlerce liranın yanı sıra, hapis cezası bile alabilirsiniz. Maksat tribünlerde şiddet olmasın. Değil mi? Böyle düşünenler sanırım hiç gazete okumuyor veya haber seyretmeyen insanlar. Dünyada ki suç oranlarına baktığımız zaman, en tepede ki ülkelerden olan Türkiye'de, sözde tribün şiddeti insanlara batıyor. Bizlerde tabi ki insanların futbol için yaralanmasını hatta ölmesini istemiyoruz, fakat tribünde meşale yakmanın, sahaya konfeti atmanın nasıl bir şiddet olduğunu hala çözemedik. Bunlar futbolun içinde bulunan güzellikler. Meşale yakmak, pankart asmak, davul çalmak... İşin en komik ve ironik yanı ise, bu tribünde meşale yakmayı şiddet olarak gören insanların, olası bir topluca meşale yakımında hemen fotoğraf makinalarına sarılmasıdır. Bırakın tribünleri artık. Bırakın deplasmanlar serbest olsun. Tribünlerde seyircide olsun, taraftarda. Bunu engellemeyin.
Velhasıl, bizler PassoLig almayacağız. Çevremizde alan eşimiz dostumuzdan da almamalarını rica edeceğiz. Uzun yıllardır maçlara giden ve kombine alan birisi olarak, seneye kombine almayacağım. Endüstriyel futbolun kölesi olmayacağım. Gerekirse her hafta kahveye veya kafelere gidip belirli bir ücret karşılığı maçları seyredeceğim, fakat PassoLig ve LigTV almayacağım. Lütfen sizlerinde bu konuda duyarlı olmasını rica ediyorum.
Biz çok fazla bu saçma uygulama hakkında konuşmak istemiyoruz. Dileyenler http://www.passolig.com.tr/ adresinden detayları okuyabilirler.
Gelelim bu uygulamanın sonuçlarına. Öncelikle PassoLig'i olmayan hiç kimse artık maçlara giremeyecek. Kombine kartın olsa dahil, eğer bu PassoLig kartın yoksa maçlara giremiyorsunuz. Tribün içerisinde yaptığınız her hareket, yüzlerce kamera ile kayıt altına alınıyor. Tribün içerisinde onlara göre olumsuz bir hareket yaparsanız, bu PassoLig sayesinde hemen fişleniyorsunuz ve ceza yiyorsunuz. Cezada ne olabilir ki canım, öderiz 50 TL kurtuluruz diye düşünmeyin. Ödeyeceğiniz binlerce liranın yanı sıra, hapis cezası bile alabilirsiniz. Maksat tribünlerde şiddet olmasın. Değil mi? Böyle düşünenler sanırım hiç gazete okumuyor veya haber seyretmeyen insanlar. Dünyada ki suç oranlarına baktığımız zaman, en tepede ki ülkelerden olan Türkiye'de, sözde tribün şiddeti insanlara batıyor. Bizlerde tabi ki insanların futbol için yaralanmasını hatta ölmesini istemiyoruz, fakat tribünde meşale yakmanın, sahaya konfeti atmanın nasıl bir şiddet olduğunu hala çözemedik. Bunlar futbolun içinde bulunan güzellikler. Meşale yakmak, pankart asmak, davul çalmak... İşin en komik ve ironik yanı ise, bu tribünde meşale yakmayı şiddet olarak gören insanların, olası bir topluca meşale yakımında hemen fotoğraf makinalarına sarılmasıdır. Bırakın tribünleri artık. Bırakın deplasmanlar serbest olsun. Tribünlerde seyircide olsun, taraftarda. Bunu engellemeyin.
Velhasıl, bizler PassoLig almayacağız. Çevremizde alan eşimiz dostumuzdan da almamalarını rica edeceğiz. Uzun yıllardır maçlara giden ve kombine alan birisi olarak, seneye kombine almayacağım. Endüstriyel futbolun kölesi olmayacağım. Gerekirse her hafta kahveye veya kafelere gidip belirli bir ücret karşılığı maçları seyredeceğim, fakat PassoLig ve LigTV almayacağım. Lütfen sizlerinde bu konuda duyarlı olmasını rica ediyorum.
4.10.2014
Derbide Yaşananlara Dair
Derbiden sonra yapılan yorumlar, yazılanlar hepimizin bir hayli sinirini bozmuş durumda. Her zaman ki gibi kazandığımız bir derbi galibiyetine gölge düşürme çabalarında bazıları. Bunları da yaptıkları açıklamalardan sonra net bir şekilde anlıyoruz.
Maç sonu açıklamalarına baktığımız zaman, Volkan Demirel'in yönetim ve teknik heyetimiz hakkında yaptığı gereksiz açıklamalar, taraftarımız ve futbolcularımız hakkında söyledikleri gerçekten kendisini komik duruma düşürmüştür.
Yıllardır kendisinin Ali Sami Yen Stadı'nda ve Şükrü Saraçoğlu'nda yaptıkları yetmezmiş gibi, bir de kendisini masum gibi gösterip yaptığı açıklamalar ironiden öteye geçmemektedir.
Ali Sami Yen'de 0-0 berabere kaldığımız Fenerbahçe maçında, kapalı tribüne dönerek kasıklarını tutması, yine Ali Sami Yen'de oynadığımız bir karşılaşmada topu alaycı bir şekilde kontrol etmesi, Lincoln'e saldırması ilk aklımıza gelenler. Şikeyle şampiyon oldukları sezon ise eline mikrofonu alıp; ''sahaya inen Cimbomlu olsun'' ve ''koyduk mu'' diye bağırması, kendisinin ne derece Galatasaray düşmanı olduğunu ve masum olmadığını açıkça göstermektedir.
Kadıköy'de oynadığımız bir çok karşılaşmada hem taraftarımıza, hem de sporcularımıza yapılan hareketlerde nedense kimse tarafından konuşulmamıştır. Tuncay Şanlı'nın sahaya hindi getirmesi, stadın tam ortasında eline mikrofonu alarak; ''bir baba hindi'' tezahuratını söylemesi, onların zaten ne derece ahlaka sahip olduğunu alenen gözler önüne sermektedir.
Sadece bu yazılanlarla kalsa iyi, daha yaptıkları onca şey varken, bize ahlak dersi vermeye çalışan Fenerbahçe taraftarının, Mondragon'a attıkları ses bombası da hala dün gibi aklımızdadır. Attıkları ses bombası yüzünden, Mondragon maçın ikinci yarısında arkadaşlarıyla iletişim kuramamış, her şeyden önce insan sağlığı içinde kötü bir durum yaratmıştır.
Fatih Terim'e atılan bozuk para hocamızın kaşının açılmasına sebep olmuştur. Sadece Fatih Terim değil, Erik Gerets ve Ümit Karan'da sahaya atılan yabancı maddeler yüzünden yaralanmıştır. Fakat bunları yaparken ahlak kavramını unutan Fenerbahçeliler, bugün Galatasaray taraftarının ve oyuncumuz Felipe Melo'nun ahlak bilgisini sorgulamaktadır.
Cristian Baroni'nin Arda Turan'ı ortada hiç bir şey yokken itmesi ile başlayan kavga, tribünlerden atılan maddeler sonucunda bir hakemin yaralanmasıyla son bulmuştu. Yine aynı şekilde geçtiğimiz sezon oynanan maçta, ahlak bekçisi Volkan Demirel'in kaptanımız Sabri Sarıoğlu'na saldırması üzerine, tribünlerden atılan yabancı maddelerden kendi oyuncuları Hasan Ali Kaldırım nasibini almıştı. Aynı karşılaşmada Sabri Sarıoğlu oyundan ihraç edilip soyunma odasına giderken, Raul Meireles'in yaptığı hareketi hiç bir Fenerbahçe'li sorgulamamıştı, aksine boy boy fotoğrafları paylaşılmıştı.
Bu yapılanların ardından hiç bir ses çıkartmayan Fenerbahçe yönetimi ve taraftarı, bugün Galatasaray'ı ve Felipe Melo'yu ahlaksız olarak suçlamakta. Bu da rakibimizin ahlak anlayışının ne kadar ileri bir seviyede olduğunu bizlere göstermektedir.
Derbi öncesinde Alper Potuk ve Volkan Demirel'in yapmış olduğu açıklamalar, derbi maçının çok daha fazla gergin bir havada geçmesine neden olmuştur. İşin en ilginç tarafı ise, şikayetçi oldukları nokta Melo'nun sadece Emre Belözoğlu'na yaptığı harekettir. Melo'nun yapmış olduğu hareketi yukarıda ki yazdıklarımızla kıyaslamak bile akıl işi değildir.
Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığını sürdüren Yıldırım Demirören ise, derbiden sonra bir televizyon programında Melo hakkında bir kaç cümle sarfetmişti. Kendisi Melo'nun yaptığı hareketin ahlak dışı olduğunu savunup, Galatasaray yönetiminin hemen Melo'yu göndermesi gerektiğini söyledi. Zamanında Beşiktaş'ın Pascal Nouma'yı göndermesi örneğini gösteren Demirören, Melo'nun da aynı şekilde göndermesi gerektiğini açıkça söyledi. Öncelikle TFF başkanının bu derece yorumlarda bulunması, Galatasaray'ı durdurma çabalarını rahat bir şekilde göstermekte. Aynı şekilde sezon başında Fatih Terim'e yaptığı teklifle nasıl Galatasaray'ı durdurma politikası izlediyse, hala o politikayı izlediğini açıkça görüyoruz. Aslında işin en komik tarafı da, ahlakı baz alarak Nouma konusunda örnek veren Yıldırım Demirören'in, Nouma gitsin gitmesin oylamasında takımda kalması için oy verenler arasında olduğudur. Yani Galatasaray'a ahlak dersi vermeye çalışan Yıldırım Demirören, Nouma konusunda son derece ahlaklı bir davranış sergilemişti!
Her zaman olduğu gibi, alnımızın akıyla kazandığımız bir galibiyet sonrasında yine rakiplerimiz buna gölge düşürme çabası içerisindeler. Ne olursa olsun, yıkılmadan ve yılmadan yolumuza devam edeceğiz.
Maç sonu açıklamalarına baktığımız zaman, Volkan Demirel'in yönetim ve teknik heyetimiz hakkında yaptığı gereksiz açıklamalar, taraftarımız ve futbolcularımız hakkında söyledikleri gerçekten kendisini komik duruma düşürmüştür.
Yıllardır kendisinin Ali Sami Yen Stadı'nda ve Şükrü Saraçoğlu'nda yaptıkları yetmezmiş gibi, bir de kendisini masum gibi gösterip yaptığı açıklamalar ironiden öteye geçmemektedir.
Ali Sami Yen'de 0-0 berabere kaldığımız Fenerbahçe maçında, kapalı tribüne dönerek kasıklarını tutması, yine Ali Sami Yen'de oynadığımız bir karşılaşmada topu alaycı bir şekilde kontrol etmesi, Lincoln'e saldırması ilk aklımıza gelenler. Şikeyle şampiyon oldukları sezon ise eline mikrofonu alıp; ''sahaya inen Cimbomlu olsun'' ve ''koyduk mu'' diye bağırması, kendisinin ne derece Galatasaray düşmanı olduğunu ve masum olmadığını açıkça göstermektedir.
Kadıköy'de oynadığımız bir çok karşılaşmada hem taraftarımıza, hem de sporcularımıza yapılan hareketlerde nedense kimse tarafından konuşulmamıştır. Tuncay Şanlı'nın sahaya hindi getirmesi, stadın tam ortasında eline mikrofonu alarak; ''bir baba hindi'' tezahuratını söylemesi, onların zaten ne derece ahlaka sahip olduğunu alenen gözler önüne sermektedir.
Sadece bu yazılanlarla kalsa iyi, daha yaptıkları onca şey varken, bize ahlak dersi vermeye çalışan Fenerbahçe taraftarının, Mondragon'a attıkları ses bombası da hala dün gibi aklımızdadır. Attıkları ses bombası yüzünden, Mondragon maçın ikinci yarısında arkadaşlarıyla iletişim kuramamış, her şeyden önce insan sağlığı içinde kötü bir durum yaratmıştır.
Fatih Terim'e atılan bozuk para hocamızın kaşının açılmasına sebep olmuştur. Sadece Fatih Terim değil, Erik Gerets ve Ümit Karan'da sahaya atılan yabancı maddeler yüzünden yaralanmıştır. Fakat bunları yaparken ahlak kavramını unutan Fenerbahçeliler, bugün Galatasaray taraftarının ve oyuncumuz Felipe Melo'nun ahlak bilgisini sorgulamaktadır.
Cristian Baroni'nin Arda Turan'ı ortada hiç bir şey yokken itmesi ile başlayan kavga, tribünlerden atılan maddeler sonucunda bir hakemin yaralanmasıyla son bulmuştu. Yine aynı şekilde geçtiğimiz sezon oynanan maçta, ahlak bekçisi Volkan Demirel'in kaptanımız Sabri Sarıoğlu'na saldırması üzerine, tribünlerden atılan yabancı maddelerden kendi oyuncuları Hasan Ali Kaldırım nasibini almıştı. Aynı karşılaşmada Sabri Sarıoğlu oyundan ihraç edilip soyunma odasına giderken, Raul Meireles'in yaptığı hareketi hiç bir Fenerbahçe'li sorgulamamıştı, aksine boy boy fotoğrafları paylaşılmıştı.
Bu yapılanların ardından hiç bir ses çıkartmayan Fenerbahçe yönetimi ve taraftarı, bugün Galatasaray'ı ve Felipe Melo'yu ahlaksız olarak suçlamakta. Bu da rakibimizin ahlak anlayışının ne kadar ileri bir seviyede olduğunu bizlere göstermektedir.
Derbi öncesinde Alper Potuk ve Volkan Demirel'in yapmış olduğu açıklamalar, derbi maçının çok daha fazla gergin bir havada geçmesine neden olmuştur. İşin en ilginç tarafı ise, şikayetçi oldukları nokta Melo'nun sadece Emre Belözoğlu'na yaptığı harekettir. Melo'nun yapmış olduğu hareketi yukarıda ki yazdıklarımızla kıyaslamak bile akıl işi değildir.
Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığını sürdüren Yıldırım Demirören ise, derbiden sonra bir televizyon programında Melo hakkında bir kaç cümle sarfetmişti. Kendisi Melo'nun yaptığı hareketin ahlak dışı olduğunu savunup, Galatasaray yönetiminin hemen Melo'yu göndermesi gerektiğini söyledi. Zamanında Beşiktaş'ın Pascal Nouma'yı göndermesi örneğini gösteren Demirören, Melo'nun da aynı şekilde göndermesi gerektiğini açıkça söyledi. Öncelikle TFF başkanının bu derece yorumlarda bulunması, Galatasaray'ı durdurma çabalarını rahat bir şekilde göstermekte. Aynı şekilde sezon başında Fatih Terim'e yaptığı teklifle nasıl Galatasaray'ı durdurma politikası izlediyse, hala o politikayı izlediğini açıkça görüyoruz. Aslında işin en komik tarafı da, ahlakı baz alarak Nouma konusunda örnek veren Yıldırım Demirören'in, Nouma gitsin gitmesin oylamasında takımda kalması için oy verenler arasında olduğudur. Yani Galatasaray'a ahlak dersi vermeye çalışan Yıldırım Demirören, Nouma konusunda son derece ahlaklı bir davranış sergilemişti!
Her zaman olduğu gibi, alnımızın akıyla kazandığımız bir galibiyet sonrasında yine rakiplerimiz buna gölge düşürme çabası içerisindeler. Ne olursa olsun, yıkılmadan ve yılmadan yolumuza devam edeceğiz.
4.08.2014
Maç Sonu: Galatasaray 1-0 Fenerbahçe / Hem Sahada, Hem Tribünde!
Haftalardır büyük bir heyecanla Fenerbahçe maçını beklemekteydik. Kazandığımız her maçtan sonra, Fenerbahçe'yi de yenecekmişiz gibi puan farkını hesaplıyorduk. Fakat deplasmanlarda aldığımız beraberlikler ve Kayserispor mağlubiyeti, sezonu Fenerbahçe galibiyetiyle kapatmak adına önemli olmuştu bizler adına.
Maç önü yazımızda taktik, teknik gibi konulara girmemiştik. Ne yapıp edip, hırslı oynayıp kazanmamız gerektiğini yazmıştık. Oynadığımız futbol ve alınan sonuç bir çok kişiyi tatmin etmiştir diye düşünüyorum.
Özellikle şu konuya değinmeden geçemeyeceğim. Yıllardır Şükrü Saraçoğlu'nda oynadığımız maçlarda bizlere yapılanlara rağmen, televizyonlarda kimse sesini çıkartmamıştı. Mondragon'a atılan ses bombası, Fatih Terim ve Gerets'e yapılanlar, Hasan Şaş'a yumurta atmalar, Galatasaray'a edilen küfürler, sahaya hindi getirmeler... Bu örneklere daha sayfalarca devam edebiliriz. Fakat burada söylemek istediğim şu, bütün bunlara kimse sesini çıkartmazken, Yıldırım Demirören başta olmak üzere bir çok spor yorumcusu ve yazarı Melo'yu ve Galatasaray taraftarını eleştiriyor. Galatasaray taraftarı küfür etmiş, Melo ise ahlak dışı bir hareket yapmış diye. Volkan Demirel, Ali Sami Yen Stadı'nda oynanan bir maçta kasıklarını Kapalı Tribüne gösterirken, kimse ahlaktan bahsetmemişti. Nedense bu konular hep Melo ve Galatasaray olduğu zaman gündeme geliyor. Bu konuyu bu yazımızda çok uzatmak istemiyorum, bununla ilgili ilerleyen günlerde farklı bir yazı yazmayı düşünüyoruz.
Gelelim maça. Ben de dahil olmak üzere, tribünde ki bir çok kişi gergindik. Fenerbahçe'nin hem takımı, hem tribünü tahrik edeceğini çok iyi biliyorduk. Dikkat ettiyseniz Emre Belözoğlu kırmızı kart gördükten sonra, sahada çok fazla hatta hiç bir gerginlik olmadı. Bu da bizim gibi düşünenleri haklı çıkarttı. Hem sahada, hem tribünde bu psikolojik savaşı çok güzel kontrol ettik ve sonucunda bu savaşın galibi biz olduk.
Oyunu iyi domine ettik. Özellikle Fenerbahçe'nin Caner ve Gökhan'dan verim almasını çok iyi bir şekilde engelledik. Orta sahanın da hakimiyetini ele geçirince, rakibimize Emenike'ye uzun top oynamaktan başka bir çare bırakmadık.
Maçın başında Sneijder ile bulduğumuz gol, rakibin direncini erken kırmamızı sağladı. Bu dakikadan sonra Drogba ve Telles'in şutlarıyla rakip kalede etkili olduk. İkinci yarı da Burak Yılmaz'ın kaçırdığı bir pozisyonumuz vardı. Bunların yanında ise, rakibin kalemizde tehlike yaratmaması ise, defans hattımızın dersine iyi çalıştığının iyi bir göstergesi oldu.
Önümüzde ki hafta Sivas deplasmanındayız. Ligde ki en zor deplasmanlardan birine çıkacağız. Fenerbahçe maçında aldığımız galibiyetle beraber umarım sezon sonuna kadar ligde ve kupada bir seri yakalarız.
4.05.2014
Maça Doğru: Galatasaray - Fenerbahçe / Biz Zor Günlerin Adamıyız!
Bu maç için teknik ve taktik konuşmaya gerek yok. Maçın başından sonuna kadar mücadele edip, rakibi rahatsız edip, yorulmadan, sahada basmadık yer bırakmadan ve en önemlisi Galatasaray gibi oynayıp kazanmamız lazım. Başka çaremiz yok.
Şu an içinde bulunduğumuz durum ve oynayacağımız maç ile ilgili düşünüp taşındık ve belki de bizler için son derece anlamlı olan Bülent Korkmaz'ın sözlerini buraya yazmaya karar verdik. Belki de büyük kaptan Bülent Korkmaz'ın bu sözleri, hepimizin duygularına tercüman oluyor...
Beyler haydi! Baştan sonra bir şeyler konuştuk,
Artık zamanı geldi!
Herkes tek yürek olsun, yüreğini sahaya koysun,
Her şeyini!
Bedenini, vücudunu, beynini,
Her şeyini koysun artık sahaya!
Şimdi gerçek futbolcular ortaya çıkacak,
Şimdi! Karakterli.
Beyler şimdi zamanı şimdi,
Biz zor günlerin adamıyız, bunu her zaman bir kenara yazın!
Arkadaşlar hakim olacağız,
Topa sert olacağız,
Her yerde biz olacağız!
Biz, biz
Yalnız KIRMIZI renk!
Gören herkes kırmızıyı görsün!
Bülent Korkmaz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















.jpg)















